<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Furkan KARTAL &#187; Hayat</title>
	<atom:link href="http://blog.furkankartal.com.tr/etiket/hayat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.furkankartal.com.tr</link>
	<description>Kişisel WEB Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Nov 2009 20:41:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kebirhost&#8217;dan Yeni Sunucular</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/kebirhostdan-yeni-sunucular.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/kebirhostdan-yeni-sunucular.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 21:56:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Datacenter]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kebirhost]]></category>
		<category><![CDATA[Linux]]></category>
		<category><![CDATA[Melik]]></category>
		<category><![CDATA[Özver]]></category>
		<category><![CDATA[Sehid]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Umut]]></category>
		<category><![CDATA[Vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Windows]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=253</guid>
		<description><![CDATA[Kebirhost uzun zamandır kullandığım hosting şirketim. Önceleri Linux sisteme pek fazla ihtiyaç duymadığım için ama yinede bulunsun diye ucuz fiyatından ve okuduğum olumlu yorumlardan ötürü tercih ettim.Dediğim gibi pek fazla ihtiyaç duymadığım için pekte fazla önemsemiyordum, ama ihtiyaç duymaya başlayınca ilgi çekiyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha sonra mevcut Windows bayiliğimi kapatma kararı aldığımda barındırdığım hesaplarımı Linux hesabıma yönlendirdim ve Linux Bayi&#8217;liğim gözdem oldu adeta. Sonra farkettimki herhangi bir sorunum olduğunda, ticketlarıma en kısa sürede dönmeleri, işlerini ciddiye almaları ve evet fiyatları. Şiddetle öneririm. Biraz reklam içerikli oldu yazım ama konuya girmeden önce Kebirhost&#8217;u anlatmak istedim.</p>
<p>Cuma günü ellerindeki sunucuları yenilediler ve Almanya&#8217;daki bir Datacenter&#8217;a taşıdılar. Haliyle ellerindeki Melik, Vefa, Sehid, Umut, Özveri ve Hayat sunucularındaki tüm hesaplar Cuma gecesinden itibaren başlattıkları çalışmayla başarıyla taşındı. Yavaş yavaş Türkiye&#8217;ye doğru geliyorlar, umarım yakında sunucularını Türkiye&#8217;de bir Datacenter&#8217;a taşırlar.</p>
<p>Haliyle bu taşımadan ötürü kısa süreli kesintiler sitemdede gözüktü, sanırım baya farkedildi. Hitlerde hafif bi düşme gördüm ama toparlanmak zor olmaz <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/kebirhostdan-yeni-sunucular.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kelebek..</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/kelebek.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/kelebek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 10:52:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Çam]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gezginler]]></category>
		<category><![CDATA[Halı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Isparta]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Turizm]]></category>
		<category><![CDATA[Noel]]></category>
		<category><![CDATA[Otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[TV]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Önce Merhaba :),
Uzun zamandır yazma fikrim vardı bu yazıyı ama gerek unutkanlıktan, gerekse koşuşturmacadan dolayı şu bilgisayarın başına oturamamdan dolayı, he bide :) bozulan bir bilgisayarım olmasından dolayı bloglayamadım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açılışıda bu yazı ile yapayım dedim. Mâlumunuz yazın büyük çoğunluğunu Bursa&#8217;da geçirdik, yaz okulu sebebiyle..<br />
Gidip, gelmek yorucu oluyor tabi dönüşleri otobüsle yapıyorduk. Yaz okulumuz bitmiş veya son haftalardayız. Eve dönmek için Nilüfer Turizm&#8217;e ait otobüslerden birindeyiz. Reklam koktu sanırım biraz.. Ebru&#8217;m önümüzdeki koltuğun gazetelik kısmında Gezginler dergisinin Ağustos(51. Sayı) ayına ait dergisini buldu. Açtık okuduk bi güzel, resimlere fln baktık. Neyse dikkatimizi çeken bi yazı vardı. &#8220;Kelebek&#8221; isimli bu yazı aslında çok fazla mesaj içermek ile beraber çokta anlamlı şeyleri içinde barındırıyor. Kamile Uğurlu tarafından kaleme alınmış. Bende bunu paylaşayım dedim <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Belki mesaja ihtiyacımız vardır diye..</p>
<blockquote><p>Dört kelebek ateş görmüş, nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış, üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve &#8216;bu ateş aydınlatıcı bir şey&#8217; demiş. İkinci kelebek bununla yetinmeyip daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ısındığını fark etmiş. Demiş ki:</p>
<p>- &#8216;Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!&#8217;</p>
<p>Üçüncü kelebek bununla da yetinmeyip bir az daha, bir az daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönüp şöyle demiş:</p>
<p>- &#8216;Ve bu ateş yakıcı bir şey!&#8217;</p>
<p>Sonuncu kelebek daha da fazla şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış ateş kanatlarını kavurmuş ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek &#8216;Poff!!&#8217; diye ortadan kayboluvermiş. Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş.</p>
<p>Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!..</p>
<p>Küçükken anneannem bana; yaptığın işi düzgün yap, öyle güzel yap ki, &#8216;Kamile yaptıysa düzgündür, güzel yapmıştır&#8217; dedirt, derdi. Rahmetli anneannem kendiside öyleydi; halı dokurdu ve Isparta&#8217;da onun yaptığı adar sağlam ve güzel dokunmuş halı bulmak zordu. Halıcılar önce halılarını satın alırlardı. Çünkü bilirlerdi ki Fatime Hanım işinin her zaman en iyisini yapardı.</p>
<p>Kalp huzurunu bilir misiniz? Hani her yaptığınız işte, harekette sizi sıkıştıran &#8216;hata yaptın, böyle davranmamalıydın&#8217; diye size içten içe uyaran ya da iyi bir davranışınızda içinize büyük bir ferahlık veren, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan o değerli kalbiniz! İşte burada işini iyi yap derken, uymanız gereken kural bu. Yaptığınız işe yüreğinizi koymanız, tam anlamıyla emek verip, &#8216;içime sindi&#8217; demeniz.</p>
<p>Hani eskiler derler ya ‘yaptığın işi önce kendin beğen’ diye. Doğada her canlı üstüne düşen görevi tam layıkıyla yapar; görevini eksiksiz yapan, aksatan ne bir bitki vardır doğada nede hayvan. İnsan hariç!. Maalesef dünyadaki sorunlar hep bu yüzden büyür, ozon bu yüzden delinir, küresel ısınma bu yüzden olur.</p>
<p>Yüzlerce yıl Noel kutlamak için güzelim çam ağaçlarını katlettiler, inanılmaz ama hala gazlı deodorant satışları ve reklamları hala devam ediyor. Yaşanacak başka bir dünyamız varmış gibi hala ormanları yakıyoruz ve dünyayı yok ediyoruz.</p>
<p>Kalbiniz huzurlumu? Yaptıklarınızdan memnun musunuz? Bu yıl şubat ya da mart ayında bir fidan diktiniz mi? Çocuklarınıza doğayla ilgili bu ay bir şeyler anlattınız mı?  Ya da onlara kalıcı bir bilgiyi hikâyelerle anlatmayı denediniz mi?</p>
<p>Sorulara bir göz atın lütfen; kendinize dürüst olun ve cevaplayın;</p>
<ul>
<li>Bu hafta yararlı neler yaptınız?</li>
<li>Çocuklarınıza; faydalı, insanlığa ve kendi yaşamlarına yararlı neler anlattınız bu hafta? Yoksa akşamları sadece TV mi seyrettiniz? ?</li>
<li>Etrafınızda sevilen bir insan mısınız yoksa çıkarcı biri mi sayılırsınız?</li>
<li>Önce parayı mı düşünürsünüz yoksa faydalı olmayı mı?</li>
<li>İnsanlara gülümsemek için kendinizi zorlar mısınız yoksa gülümsemeniz sizin en güzel hediyeniz mi?</li>
<li>Ne için yaşadığınızı biliyor musunuz? Sizin yokluğunuzda dünya nasıl olurdu?</li>
<li>O dört kelebekten hangisi sizsiniz?</li>
<li>İşinizi yaparken kalbiniz huzurlu mu? Ben elimden gelenin en iyisi yaparım diyor musunuz?</li>
</ul>
<p>İşte böyle birçok soru sorabilirsiniz kendinize ve Yaratıcıya. Daha iyi bir hayat için tek düze yaşamanızdan hiç olmazsa günde 10 dakika çıkın lütfen. Kendiniz, aileniz, yaşadığınız dünya için farklı bir şeyler yapabilirsiniz. Düşünsenize hepimiz bir farkındalık yaratsak, güzel şeyler yapsak, dünya daha yaşanası bir yer olmaz mı? Herkesin ‘banane’ dediği bir dünya değil; Herkesin ‘ben ne yapabilirim’ dediği bir dünya lazım bize. Ertelemeyin hemen yapın!</p>
<p>Hayat yaşamaya değer, mutluluk avuçlarımızın içinde, kaliteli huzurlu ve mutlu bir hayat bizi bekliyor. Sevgiyle kalın.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/kelebek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynen devam..</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/aynen-devam.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/aynen-devam.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 21:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEN'den]]></category>
		<category><![CDATA[Adtech]]></category>
		<category><![CDATA[arayüz]]></category>
		<category><![CDATA[Flickr]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Okulu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Aslında sitenin yeni arayüzü ile ilgili daha önceden bloglamam gerekiyordu. Kafamın çok dolu olmasından, bloglamaya pek fazla vakit bulamamamdan ve üşengeçlik binince bunların üzerine .. Alt yapı güncellemeleri tamamı ile bitmiş, son versiyona yükseltilmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni arayüze yeni bir banner çizilmiş, çok fazla olan reklam sayısı biraz daha azaltılmıştır. Ekstra olarak sitenin en altındaki Flickr albümümden verileri otomatik çeken FlickrRSS plugin&#8217;ini kurdum. Reklam olarak Google Adsense ve Adtech&#8217;i tercih ettim. Daha önceleri ReklamStore reklamlarını yayınlıyordum, fakat benim sitemin içeriği ile alakalı olmayan reklamlar yayınladıklarından dolayı ReklamStore&#8217;yi kaldırdım.</p>
<p>Yani sitenin arayüzü bir süre daha böyle, Yaz Okulum sebebiyle bloglayamıyorum. Elimden geldiğince devam edicem yine..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/aynen-devam.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzatmalarda görüşmek üzere..</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/uzatmalarda-gorusmek-uzere.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/uzatmalarda-gorusmek-uzere.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 10:39:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[Bugün, 2. sınıfın 2. döneminin bittiği günden çıkıp, gönül rahatlığı ile kahvaltı yapacağımız gün, normalde :). İyisiyle kötüsüyle koca 2 sene bitti ve dün akşamda mezuniyet törenimiz yapıldı. Her ne kadar organizasyonda eksikliklerde olsada, güzel bir geceydi diyebilirim kendi adıma.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne demiştik ? Koca 2 sene bitti..</p>
<p>İlk zamanlarda sabahları kalkıp şu bilgisayarın başına geçerdim. Derse gider, geldikten sonra yine bu bilgisayarın başına otururdum. İşe yarar yaramaz, ama bişeyleri yapardım yine kafama göre. Sonra zaman geçmeye başladı. Bilgisayarla öldürülen vakitler azaldı, sosyalleşmeye başladım. Nereden bilebilirdimki şu an buradan ayrılırken boğazımızı düğümleyecek dakikaları yaşatacak, arkadaşlarla, dostlarla, kardeşlerle, abilerle, ablalarla, vs. vs. ( Bu sıfatların her biri için ayrı insanlar yok. Hepsi topu topu 2-3 kişi <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) tanışabileceğimi ? Daha sonra sabahları kahvaltımı tek başıma yapmamaya başladım. Zaman geçtikçe sabahları uyandırabileceğim, uyandırıldığım arkadaşlarımda oldu, hâla da öyle.. Hiç bişey yapmadan, sadece oturarak saatler geçirebildiğimizi bile biliyorum. Olmadı benim &#8220;Kasaba&#8221; diye nitelendirdiğim, Merkez&#8217;e ineriz, ama yine sıkılmayız. Sıkılan olursa sağlı sollu böyle ısırma, vurma, sıkma ve tekmeleme tarzı şiddet ögelerini bile kullanabiliyoruz. Makara kukara derken sınavlardan önce derste çalışırız. Bazen bu olay kaynasa bile, yaparız. Olmadı kopya yazarız. He unutmamışken, gondol sefamızı, yemekten sonra yediğimiz dondurmalarıda unutmayayım. Asıl unutulmaması gereken aslında çok daha farklı bir olay.</p>
<p>Kendi adıma konuşmak gerekirse, biraz yüzsüzce davranıp arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, abilik, ablalık yetmedi birde Sevilmeyi Dileyen&#8217;imi buldum..</p>
<div style="text-align:center;"><a title="Cücü ve Ben" href="http://flickr.furkankartal.com.tr/cucu-ve-ben.html" target="_blank"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2318/2230156143_55bc008171.jpg" alt="Cücü ve Ben" /></a></div>
<div style="text-align:center;">Cücü <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
<div style="text-align:center;">
<p><a title="Can(lar)ım.." href="http://flickr.furkankartal.com.tr/canlarim-2.html" target="_blank"><img src="http://farm4.static.flickr.com/3175/2577639222_79777b4d3e.jpg" alt="Can(lar)ım" /></a></p>
<p>Can(lar)ım <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a title="Sınıftan Manzaralar.." href="http://flickr.furkankartal.com.tr/siniftan-manzaralar.html" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3097/2577639280_f52dcf7a26.jpg" alt="Sınıftan manzaralar" /></a><br />
Sınıftan Manzaralar..</p>
<p><a title="Kim demiş ağaca çıkamayız diye?" href="http://flickr.furkankartal.com.tr/kim-demis-agaca-cikamayiz-diye.html" target="_blank"><img src="http://farm4.static.flickr.com/3152/2577639398_642c743162.jpg" alt="Kim demiş ağaca tırmanamayız diye?" /></a></p>
<p>Kim demiş ağaca tırmanamayız diye?</p>
<p><a title="O nasıl bir bakış türü?" href="http://flickr.furkankartal.com.tr/onlar-nasil-bir-bakis-turu.html" target="_blank"><img src="http://farm4.static.flickr.com/3171/2576808293_0fcefd36b1.jpg" alt="Onlar nasıl bir bakış türü ?" /></a></p>
<p>Canım <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </div>
<p>Bittimi ? hayır bitmedi <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Daha uzatmalar var ..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/uzatmalarda-gorusmek-uzere.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilmiyorum..</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/bilmiyorum.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/bilmiyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 May 2008 21:04:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Alıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Bilmiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet ALTAN'ın biraz uzun, fazla anlamlı bir yazısını alıntı yapıcam..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Duygularınız sizindir, saklıdır, kimsenin müdahale edemeyeceği bir biçimde size aittir, oradaki her değişiklik yalnızca sizinle ilgili bir keder ya da sevinç yaratacaktır ama hayatınız başkalarının da içinde dolaştığı, başkalarının da kendine bir yer bulduğu, açıkça görülen, izlenen, müdahale edilebilen, oradaki her değişiklikle başkalarının da yaralanabildiği bir duraktır.<br />
Vitrinlerindeki mankenleri çırılçıplak soyulmuş, demir parmaklıkları indirilmiş ışıksız dükkanların iki yanına dizildiği, apartman kapılarının sıkısıkıya kapatılmış olduğu, köşebaşlarında çöplerin biriktiği Şişli&#8217;nin arka sokaklarından bir gece vakti, korkmayı bile unutarak, aşk acıları içinde ağlayarak geçtiğim o gece on yaşlarındaydım herhalde.<br />
Erken gelen bir özgürlük merakıyla tek başıma gittiğim, gazoz ve toz kokulu Tan Sineması&#8217;nda seyrettiğim filmdeki siyah gözlü kıza aşık olmuştum.<br />
Ama aşktan ağlamıyordum.<br />
Kızın adını öğrenemediğim için ağlıyordum, onun kim olduğunu anlayamamıştım.<br />
Adını bilmediğim için onu hayallerimin arasına alamıyordum.<br />
Hayallerime alamadığım için hayatıma da alamamıştım.<br />
Aşıktım ama aşık olduğum, kendisine ruhumda yer açtığım bir kadına hayatımda bir yer açmam, onu hayatımın bir yerine, hayallerimde de olsa, yerleştirmem mümkün olmuyordu.<br />
Şimdi büyüklere çok manasız geleceğini bildiğim ama bir çocuğu gerçek bir acıyla acıtan o ani aşkı yaşarken; duygu dünyandaki yeri bu kadar açık ve kesin olan birinin hayatındaki yerini bilememenin, ona hayatında bir yer bulamamanın nasıl yakıcı bir sızıya dönüşebileceğini galiba ilk o gece sezdim.<br />
O gece, o kıza hayatımda bir yer bulamamamın nedeni hayal eksikliğindendi, hayal kuramamıştım.<br />
Daha sonraları, duygularla hayat arasındaki çatışmaların, yalnızca hayal eksikliğinden kaynaklanmadığını; insanın varlığını oluşturan duygularıyla düşünceleri ve bu ikisini birden kapsayan hayatı arasındaki belirsizliklerin, bunların arasındaki, açılması bazen imkansız olan kapıların tahminimden çok daha fazla olacağını görecektim.<br />
Okuduğum kitaplardaki kahramanların çoğu da, duygularındaki belirsizliklerden değil, duygularıyla hayatları arasındaki belirsizlikten acı çekiyorlardı.<br />
Sevdiklerine duygularında ve hayallerinde bir yer bulsalar bile hayatlarında bir yer bulamıyorlardı.<br />
Sanki duygularımızda çok keskin ışıklarla aydınlanmış, parlak ve canlı duran biri, hayatımızda, sırf parlaklığından dolayı yer bulamıyordu, onu hayatımıza yerleştirmek için birçok ışığın yerini değiştirmemiz, bazı ışıkları söndürmemiz gerekeceğinden karar verirken duralıyorduk.<br />
Ve soruyorduk kendimize:<br />
- Onun duygularımdaki yerini biliyorum ama hayatımdaki yeri neresi?<br />
Bu cevaplandırılması tahmin edilenden daha zor bir soru.<br />
Çok sevdiğiniz, çok değer verdiğiniz bir insanı hayatınıza almak istediğinizde, onu hakettiği yere yerleştirebilmek için, onun kadar ya da ona yakın değerde bir başka şeyi hayatınızdan çıkarmak zorunda kalırsınız.<br />
Bir vakitler İngiltere kralı, halktan bir kadına aşık olup da kendine bu soruyu sormak zorunda kaldığında, &#8216;onun yeri hayatımın merkezi&#8217; cevabını vererek, sevdiğini hayatına yerleştirebilmek için krallık tacını hayatından çıkartıp atmıştı.<br />
Ama o kralın yeğeni, aynı soruya amcası kadar güçlü ve açık bir cevap veremedi.<br />
Hayatından hiçbir şey çıkaramadığından, gerçekten aşık olduğu kadını hayatına alamadı.<br />
Amca kral, kadınını, yeğen prensin kadınını sevdiğinden daha çok seviyordu diye bir sonuç çıkarmak hemen mümkün mü tam bilemiyorum.<br />
Ya da prens taca amcasından daha düşkündü demek gerçeği açıklamaya yeter mi, ondan da emin değilim.<br />
Prens sevdiği kadın için tacı hayatından çıkarmaya karar verse, bu kararla birlikte sadece müstakbel tacını değil büyük bir ihtimalle annesinin mutluluğunu ve güvenini, babasının oğluyla ilgili beslediği hayalleri de hayatından çıkarmak zorunda kalacaktı.<br />
Belki buna gücü yetmedi, belki annesini mutsuz görmeye dayanamayıp kendi mutluluğundan vazgeçti, ki insanın kendi mutluluğundan bir başkası için vazgeçmesi de tacından vazgeçmek kadar, hatta bazen ondan da zor olabilir.<br />
Mutluluğundan mı yoksa tacından mı vazgeçen daha büyük bir fedakarlıkta bulundu, buna kim kolayca cevap verebilir.<br />
Tek bilebileceğimiz, &#8216;duygularımdaki yerini bildiğim bu insanın hayatımdaki yeri neresi&#8217; sorusuna cevap vermenin sanıldığından daha güç olduğudur.<br />
En sıradan insanın bile öylesine karmaşık ve kalabalık bir hayatı vardır ki, o hayatın içinde yeni birisine yer açmak daima birilerini huzursuz edecek, birilerinin canını yakacaktır.<br />
Bir mutluluk büyük bir ihtimalle bir başkasının mutluluğu karşılığında satın alınacaktır hayattan.<br />
Bir başkasının mutluluğu pahasına elde edilecek bir mutluluk, bir sızı, bir pişmanlık, bir keder bırakmayacak mıdır sizde, mutluluğunuz, karar verdiğiniz anda başkasının kederiyle yaralanıp eksilmeyecek midir?<br />
Bir başka insana duygularınızda yer bulmak, ona hayatınızda bir yer bulmaktan daha kolaydır.<br />
Duygularınız sizindir, saklıdır, kimsenin müdahale edemeyeceği bir biçimde size aittir, oradaki her değişiklik yalnızca sizinle ilgili bir keder ya da sevinç yaratacaktır ama hayatınız başkalarının da içinde dolaştığı, başkalarının da kendine bir yer bulduğu, açıkça görülen, izlenen, müdahale edilebilen, oradaki her değişiklikle başkalarının da yaralanabildiği bir duraktır.<br />
Hayatınızdaki her kıpırtı birçok insanı da kıpırdatır.<br />
Kıpırdamadığınızda ise acı çeken siz olursunuz, bir de sizin duygularınızda yer alıp da, hayatınızda yer almayı bekleyen insan.<br />
Hayatınızdakileri kıpırdatmayıp onları acıdan kurtarırsanız, kendinizi ve sevdiğinizi acıtırsınız, kendinizi ve sevdiğinizi sevindirip hayatınızı yeniden düzenlediğinizde başka birilerini.<br />
&#8216;Duygularımdaki yerini bildiğim insanın hayatımdaki yeri neresi&#8217; sorusunu sorduğunuzda, bunu sormak zorunda kaldığınızda, bir acının bir yerde kımıldanmaya başladığını hissedersiniz kaçınılmaz olarak.<br />
Ben on yaşındayken ismini bilmediğim bir kadına ansızın aşık olup da, onu, adını bilmediğim için hayallerime ve hayatıma alamadığımda ağlamıştım sokaklarda.<br />
Sonra, adını bildiğim, hayallerime aldığım ama hayatımdaki yeri neresi sorusuna bir cevap bulamadıklarım için ağladım.<br />
Duygularınızdaki yerini bilirsiniz bir insanın.<br />
Ama onun hayatınızdaki yerini bilmek&#8230;<br />
Bu zordur.<br />
Vereceğiniz cevap, bu cevap ne olursa olsun, ıssız ve karanlık bir sokakta ağlayan bir oğlanın çektiği acının nasıl bir şey olduğunu size gösterir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/bilmiyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne istediğini bilmek</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/ne-istedigini-bilmek.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/ne-istedigini-bilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 May 2008 08:16:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/ne-istedigini-bilmek/</guid>
		<description><![CDATA[Dün gece eve doğru yürürken, ne istediğini bilmek ile ilgili bir blog yazayım dedim.. Gece bir kaç şey düşündüm sonra internette arayayım dedim. Mezun.Com 'da Işık GÖKGÖZ tarafından yazılan bi yazı hoşuma gitti :) paylaşmak istedim ..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Hitler&#8217;in annesi kürtajdan son anda caymış. Son anda&#8230;</p>
<p>Okuduğum bütün dinlerde, inanç sistemlerinde değişik anlatımlarla olsa da mutlaka &#8216;kader&#8217; kavramı var. Kader, yazgı, her adımın bir diğeriyle bağlantılı olması. Ne yaparsan yap &#8216;olacak&#8217; olanın &#8216;ol&#8217;ması. Ve hiç &#8216;olmayacak&#8217; olanın ne kadar itersen it, zorlarsan zorla, orasından burasından çekiştir, bir türlü &#8216;olmaması&#8217;. Bir süper güç&#8217;ün her canlı için bir &#8216;plan&#8217;ı olması</p>
<p>Bu teoremin bir yerlerinde bir açık, bir çelişki var. En azından bir çelişki olmalı&#8230; Yoksa hayatın anlamı verilen rolü oynamaktan, yazılan repliği belki bir kaç improvize ile okumaktan öteye gitmez. Bu kadar basit olmamalı. Siber alemi yaratan insanoğlunun buna bir cevabı olmalı.</p>
<p>Bugün her neredeysek, her ne yapıyorsak, maddi manevi hangi seviyedeysek, bunun ardında çook öncelerden yazılmış, çizilmiş bir kader varsa eğer, niye bu kadar emek, çaba, üzüntü, dert, tasa. Kabul edip herşeyi köşemize çekilmek varken, neden hayatımızı değiştirmeye, geliştirmeye çabalıyoruz ki&#8230; Bu yüzden mı yaratıldı bu kadar &#8216;mükemmel&#8217;, insanoğlu. Yazılanı söylemek için mi? Yeryüzünde, kainatta yaşayan canlıların arasında sadece ve sadece insanoğluna &#8216;hür irade&#8217; gibi hediyelerin en büyüğü bu yüzden mı lütfedildi? Yazılanı yaşamak için mi&#8230;</p>
<p>Attığımız her adımın getirileri götürüleri, sonuçlarının tüm açılımları &#8216;kader&#8217; olabilir, ama o adımı attıran bana göre sadece ve sadece &#8216;hür irade&#8217;. Bir banka reklamı vardı bir zamanlar Türkiye&#8217;de; &#8220;Ne istediğini bilmek önemlidir&#8221; diyordu. Ben bu lafın anlamının derinliğine yeni yeni vakıf oluyorum.</p>
<p>&#8216;İstemek&#8217; &#8216;kader&#8217;ın ekürisi&#8230;</p>
<p>Bize verilmiş &#8216;hür irade&#8217; gücünü ne istediğimizi bilmeden o kadar çok farklı yöne doğru harcıyoruz ki, kader iradenin idaresini eline alıyor. Ve yarışı önce o bitiriyor&#8230;</p>
<p>Ne istediğini bilmek önemlidir.. Evet öyle ki bir hayata mal olur. İçinde doğduğumuz, büyüdüğümüz şartlar, bir diğerininki ile eşit olmayabilir. Ne doğduğun aileyi, ne doğduğun ülkeyi seçmek senin elinde olmayabilir&#8230; Çok fakir bir ailenin çocuğu da olabilirsin, çok varlıklı bir ailenin de&#8230; Güzel de olabilirsin, çirkin de&#8230; Şişman da olabilirsin, zayıf da&#8230; Siyah da doğabilirsin, beyaz da&#8230; Normal de doğabilirsin özürlü de&#8230; Şartlar eşit olmayabilir&#8230; Şartlar hiç bir zaman eşit olmayacaktır da.</p>
<p>Bir tek şey eşit dağıtılmıştır. &#8216;Hür irade&#8217;.</p>
<p>İstediğini düşünebilirsin, kimse engel olamaz. Ne istersen isteyebilirsin, kimse durduramaz. Hayatlarında bir fark yaratanlar, herşeye rağmen bir fark yaratanlar bilirler. Kolay olmamıştır elbet, ama ne istediklerini bilip o yöne doğru yüzlerini çevirmişlerdir.</p>
<p>Başarının bir kıstası yoktur ki zaten. Zengin olmak, profesör olmak, şu olmak bu olmak bir kıstas değildir. Ne istiyorsan onu olmaktır esas olan. Evlenmek, anne olmak, bekar kalmak öğretmen olmak, işçi olmak, resim yapmak, şiir yazmak, en sevdiğin şarkıyı dinlemek, bir yetimi sevindirmek, birinden &#8216;Allah razı olsun&#8217;u duymak gibi başkaları için değil sadece ve sadece senin için önemli olanı yaşamaktır bir fark yaratmak. Herkese ve herşeye rağmen, &#8216;Ne istediğini bilmek&#8217;tir. Kader, zaman, şartlar hepsi adımlarının, niyetlerinin, isteklerinin akışına göre çizecektir yolları.</p>
<p>Direnmek o kadar kolay olmaz elbet herkesin, herşeyin senin için çizdiği o bir beden küçük hayatlara. Eğer bir fark yaratmaksa düşün kendi hayatında, dünyada, o yöne doğru çevir yüzünü ve hiç arkana bakma. Sonunda o yolun ne olursa olsun, sen bir kez o adımı atarak o farkı çoktan yaratmışsındır. Böyle hakkıyla yaşanmış bir hayattan daha değerli ne olabilir ki&#8230;</p>
<p>Yani demem o ki, kader oyunun sonunda ne getirirse getirsin, yollar nereye çıkarsa çıksın, sen hangi yöne doğru gideceğini seçerek hür iradeni kullanmışsan esas olan &#8216;o&#8217; dur. Özgür yaşanmış bir gün özgürce verilmiş bir karar özgürce yaşanılmış bir an, zamanın ve şartların ve diğerlerinin boyunduruğu altında yaşanmış nice yıllara bedeldir.</p>
<p>Hitler&#8217;in annesi kürtajdan son anda caymış&#8230;</p>
<p>Milyonlarca insanın şiddetle karşı çıktığı bir eylem milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Bir kadının &#8216;hür iradesi&#8217; milyonlarca insanın &#8216;kaderini&#8217; belirleyecek kadar &#8216;güçlü&#8217;.</p>
<p>Hayatın öznesı, nesnesi ve son noktası &#8216;kader&#8217; olabilir.</p>
<p>Ama &#8216;yüklem&#8217;i hür irademizdir.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/ne-istedigini-bilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dün, Bugün, Yarın..</title>
		<link>http://blog.furkankartal.com.tr/dun-bugun-yarin.html</link>
		<comments>http://blog.furkankartal.com.tr/dun-bugun-yarin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2008 23:36:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Bugün]]></category>
		<category><![CDATA[Dün]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Yarın]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.furkankartal.com.tr/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde "Bilgisayarlı Kontrol" dersimizde gördüğümüz Autocad programında çizdiğimiz "Hayalimizdeki Ev" projesini teslim ettik.. Aslında gece gece uyumak için sağa sola dönerken yatağımda. Birden aklıma gelen, hemen kurgusunu hazırladığım ve telefonuma blogladığım bi hikaye bu ..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz gerçek, biraz hâyal.. Bir ev hâyal edin, güzelmi güzel.. Hiç birimiz 17 Ağustos&#8217;u unutmadık. Güzel olan tüm evler yıkıldı neredeyse, İstanbul&#8217;da, Gölcük&#8217;te, Yalova&#8217;da.. Hatalı müteahhitler cezalandırıldı, imar izni verilmeyecek arsalar belirlendi bu arada. Depremden bir süre sonra ev yapacak müteahhitler ince elenip sık dokunarak seçildi. Herkese imar izni verilmedi. Ama sonunda verildi. Tabi bu karar verilirken geçmişte yapılan hatalardan ders alınarak, daha sıkı bir yönetim şekliyle oldu bunlar. Yıkılandan daha iyisini yapmaya ikna edenler evlerini yaptılar. İkna edemeyenler ise yapamadı..<br />
Hepimizin içinde yıkık bir güzel evi vardır mutlak.Gerek o evi yapandan ötürü, gerekse yapılan yerden dolayı. O evinde belki içimizde yeri ayrıdır. Güzelliği yanısıra içerisinde barındırdığı anılarıylada.. O anıları kimse silemez, kimse o anıların üstünü örtemez. Ama gün gelir bir karar vermeniz gerekir. Ya yıkılan o evin başında günlerce, haftalarca ağıt yakıp, göz yaşı döküceksinizdir ya da o evin yerisine geçmişteki hataları tekrarlamadan, daha sağlamını ve belkide daha güzelini.. Vakit karar vakti olduğunda ne yapıcaksın peki? Ağıt yakmaya devammı ediceksin? Yoksa gerekli izni vericekmisin <img src='http://blog.furkankartal.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İyi Geceler..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.furkankartal.com.tr/dun-bugun-yarin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
