Bir Kurban Bayramı Daha Geçti [+18]

Bir Kurban Bayramı Daha Geçti [+18]

10 Aralık 2008, Çarşamba - 02:53

Öncelikle tüm müslüman aleminin Kurban Bayramı’nın hayırlara vesile olmasını dilerim. Bayram sebebiyle değilde, üzerimdeki uyuşukluk canavarı sebebiyle bloglamaya üşeniyorum. Yazacak bişeyler bulamamak cabası, istense bulunurmu? Tabikide ama dediğim gibi üşengeçlik ve uyuşukluk bunuda engelliyor.

Mâlumunuz Kurban Bayramı, Bayram Namazı sonrası başlar ailelerin bazısı kahvaltı sofrasına oturur kahvaltısını ettikten sonra kurban kesimine gidilir veya kahvaltıdan önce gidilir. Tabi bu durum istisnaidir, durumu olmayanların kesmesi beklenemez. Çok şükür kesebilenlerdendik ve kahvaltıdan sonra babamla beraber kurbanımızın kesimi için yola çıktık vel-hasıl kelam Kurban Kesim yerine geldik. Yerin adını söyleyip söylememekte kararsızım yazının sonunda veya daha sonra ismi söyleyebilirim. Kurbanımızın kesildiği yer zaten hali hazırda bir mezbaha ve ahırı bulunan koca bi tesis. Ahırın kendisine ait binası ve kesimhanenide kendisine ait bi binası var. Ayrı ayrı binalar fakat yer altından birleşiyorlar, hayvanlar kesimhaneye yer altından gidiyor. İlk başta babamla beraber Ahır kısmına hayvanın yanına gittik. Daha sonra ben kesimhaneden girdim, manzara pek hoş değildi tabi her taraf kan ve et, fakat havalandırma eksikliğinden dolayı yoğun ve boğuk bi hava vardı içerde, ileriki zamanlarda alışsanızda kötü oluyorsunuz. Sağıma soluma bakarak giderken, gayet sistemli bi yer olduğunu anlamamak elde değil kesimhanenin son kısmından girdiğim için sondan başa doğru tüm aşamaları tek tek gördüm. En son hayvanımızın kesileceği yere gittik ve bekleyişe geçtik.
Fazla büyük olmayan bi mekanizma kurulmuş, hayvan içine girince tüm çıkışları kapanıyor ayağına zincir bağlanıyor ve kasabın tarafındaki kapak yavaşça yukarı kalkıyo ve hayvan ayağına bağlanan zincirle beraber tavana doğru yükseltiliyor. Daha sonra vekalet alıyor kasap PARASINIda beraberinde aldıktan sonra kesim işine geçiyor. Para kısmını neden büyüttüğümü söyliyeyim, bu amcalar parayı almadan kesim işlemini yapmıyorlar. Halbuki kesim için daha önceden para ödenmesine rağmen! Bu nokta aşırı dikkatimi çekti, gönüllü değil ama zorunlu bi hale getirmişler. Birebir videoyada kaydetmektende çekinmedim :| Bu nokta aşırı sinirimi bozmasına rağmen normaldir diye geçiştirdim. Hayvanı tek bacağından tavana asmayıda EZİYETten saymazsam tabi. Hayvanın boğazına bıçak vurduktan sonra hayvan ayağındaki zincir sayesinde belli bi miktar kan boşaldıktan sonra zincirin bağlı olduğu makara ve o makaranın bağlı olduğu demirden yapılmış tavana paralel giden yol üzerinde bir sonraki aşamaya gidior. Hayvanın canlı olup olmadığı ÖNEMSENMEKSİZİN kafası kopartılıyor ve bir sonraki aşamaya gönderiliyor. Hayvanın canının çıkmasını beklemeden kafasının kesilmesinin dinimizde yeri nedir bilmiyorum ama ben açıkçası aşırı rahatsız oldum. İzleyen vatandaşlarında dikkatini çekti ve 2-3 kez hayvanın canının çıkmasını bekledi kasap amca günahını almamak lazım. Hatta çektiğim videolardada var :| daha sonra dizleri kesildi kancalara bağlandı, hayvanın derisi yüzüldü. Ki en sorunsuz çalışan, kusursuz çalışan kısım orasıydı, hayvanın derisini neredeyse otomatik yüzdü makina makina yüzdüğü deriyi dışarıya bırakınca eğer Türk Hava Kurumu’na bağışladıysanız hemen makbuz kesip deriyi alıyorlardı. En beğendiğim kısım burasıydı. Daha sonra iç organları ve işkembe sökümü vardı ki bu kısıma kadar olan yerleri çift dikiş olarak yaptırdık, sebebini açıklayacağım az sonra.. Hayvanın ciğeri, böbrekleri, dalağı vs. ve işkembesi söküldükten sonra hayvan ortadan ikiye bölünüyor bir elektrikli testere sayesinde daha sonra parçalanması için aynı demir yoldan ilerleyişine devam ediyor. 2 parça olan hayvan son aşamadan önce 4 parça halinde tezgahlara geliyor. Tezgahlarda bulunan 2 kasap parçalara bölüyor. He aklınızda bulunsun tezgahtaki kasaba FAZLADAN para verirseniz yani bu RÜŞVET olarak geçiyor olabilir. Etlerinizi daha UFAK kesebiliyor. Tabi bu kesimin parasınıda daha önceden vermiş olmanıza RAĞMEN.
Gelelim atladığım kısıma neden çift dikiş yaptık o kısıma kadar?
Herşey iyi hoş güzeldi iç organlarının temizlenmesi kısmında oradaki kasap “bu hayvan kimin” diye sordu ve babamlar “bizim” diye cevap verdi. Adamın bundan sonra söylediği çok garipti “Abi bu hayvan VEREM”. Ney ney ? “Verem”. Tabikide kimse bunun anlamını bilmiyor. Bilinen tek şey var o hayvan hastalıklıydı. Hemen görevlilere haber verildi ve sanırım 18 veya 19 yaşında stajyermi tam olarak bilmiyorum veteriner olduğu söylenen bir kız geldi. Kontrol etti ve teşhisi doğruladı. Peki ne yapılcak dedik. Verdiği cevap trajikomikti. “Eğer imha yazarsam, imhaya gidicek. Ama kavurma yaparakta yiyebilirsiniz.” Hastalıklı hayvanın etini yüksek ateşte pişirileceği düşünülerek “KAVURMA” ibaresini yapıştırdılar. Kesimhaneden çıkıp arka bahçede görevliyle konuşurken garip replikler takıldı kulağıma “Abi ben hoca değilim ama sizin kurbanınız zaten kabul oldu?”, adama sorulan sorularda hoştu “Ne yapalım bu eti dağıtırken bunu sadece kavurun, kavurma yapın” mı diyelim?, “Ben bu eti yemem” vs. gibi.. Tabi bizimkiler kesinlikle kabul etmedi. Görevli her ne kadar kaba bi tabirle bize kakalamaya kalksada başarılı olamadı. “Madem bu et yeniyor, o zaman sen bunu değerlendirebilirsin. Kontrol ettir dediğin gibiyse sen değerlendirirsin.” dendi ve top o görevlinin üzerine atıldı ve yeni bir hayvan seçildi, tabi farkı ödenerek ve yeni bir kesim ücreti ile beraber. Tabi kafasını kesicek kasaba verilen para hariç. Yeni hayvan seçilmesine cümbür cemaat gitmeyelim diye kesimhanenin arka kapısından çıktıktan sonra oğul kısmı olarak biz arka bahçede bekledik. Bekleyişimiz uzun olduğundan etrafada baktık. Orda çok iğrenç manzaralar vardı. Kamyonun römorkunda bulunan kemik parçaları dikkatimi çekti. Sonra ilerledim ve dışardada kesim yapmak için bi bölüm vardı. Sanırım dışarıdan gelen görevli olmayan kasap amcalar için ayrılmış özel bi alan. 3-4 tane büyükbaş oraya götürülmüş 1 tanesi kesilirken diğerleride büyük bir ZEVKLE izliyorlar arkadaşlarının kesimini. Bu kısımda aşırı rahatsız etti. Ben küçüklüğümden beri babam ile beraber her kurban bayramı kurban kesiminin yapıldığı yere giderim. Boş bir arsada 4-5 büyükbaş kesilirdi ve kasaplar hayvanları başları ÖRTÜLÜ bir şekilde getirirdi. Öyle getirirlerdi çünkü hayvan o kesim sahnesini görmesin ve korkmasın diye. Ama böyle birşeyi kesinlikle göremedim. Daha sonra en çok içimi sızlatan ve her baktığımda o sahneyi ortaya koyan, koyulmasına izin veren veya göz yuman her kim yada kimlerse dilimden geldiğince sövüyorum, sövmeyede devam edicem. Kafasına bıçak vurulup kenara atılan küçükbaş hayvanlar ve onların hemen önünde ayakları bağlı bi şekilde yerde yatan bir koyun. Onun bakışı kesinlikle gözümün önünden gitmio aklıma geldikçe. Her ne kadar ibadet olsada bir cana kıymak kolay değil. Ki bunu yapan ben değilim, yaptıranda ben değilken. Böle bişey hissetmem bilmiyorum, sanırım kötü yaptı. Fotoğrafın kanlı kısımlarını mozaikleyip upload ettim.

Videoları upload etmeyi düşünmüyorum, gerekmediği sürece. Daha sonra 2. hayvan geldi kesildi, doğrandı ve parçalandı. Bir kurban bayramı daha geçti.

Güncelleme : Söylemeyi unuttuğum bir hususta kasapların çoğunun kesim işlemi sırasında ve kapalı alanda sigara içmesi. Ve bu iğrençlikler Tuzla’nın Aydınlı Köyünde bulunan İstanbul Ticaret Borsası’nın Canlı Hayvan ve Et Şubesinde gerçekleşti.

Yorum Yaz

 

Copyright 2007-2009 © Furkan KARTAL. Arayüz tasarımı ve WordPress entegrasyonu tarafımdan yapılmıştır.
Kullanım Şartları - Site Haritası